İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından düzenlenen protestolar kapsamında 2 Nisan’da gerçekleştirilen “1 günlük tüketim boykotu”nun ekonomik etkisinin sınırlı, sembolik anlamının ise güçlü olduğu değerlendirildi. Dünya gazetesi yazarı Naki Bakır, bugünkü köşe yazısında boykotun ekonomik sonuçlarını ve protesto gücünü ele aldı.
TÜİK verileriyle hesaplanan günlük tüketim harcaması
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine dayandırılan analizde, 2024 yılında cari fiyatlarla gayri safi yurt içi hasılanın (GSYH) 43,4 trilyon TL olduğu ve bunun yaklaşık yüzde 59,2’sini hanehalkı tüketim harcamalarının oluşturduğu belirtildi. Bu oran üzerinden yapılan hesaplamalara göre günlük ortalama tüketim harcaması yaklaşık 70,4 milyar TL olarak belirlendi. ABD doları bazında ise bu tutar 2,1 milyar dolara karşılık geliyor.
2025 yılı için öngörülen GSYH artışıyla birlikte günlük tüketim harcamasının 99,8 milyar TL’ye ulaşması bekleniyor. Buna karşın, 1 günlük tüketim yapılmaması durumunda bile toplam milli gelirdeki kaybın yalnızca yüzde 0,16 ile sınırlı kalacağı vurgulandı.
İzleyen güne sarkan harcamalarla etki sıfırlanıyor
Naki Bakır’a göre, tüm hanehalklarının boykota katılmaması ve harcamaların bir sonraki güne ertelenmesi gibi nedenlerle bu tür eylemlerin ekonomik etkisi pratikte sıfırlanabiliyor. Yani, harcama davranışları yalnızca zaman içinde ötelenmiş oluyor, tamamen ortadan kalkmıyor.
Sembolik protesto gücü: Sivil itaatsizlik biçimi
Boykotun doğrudan ekonomik etkisinin sınırlı olmasına karşın, sivil bir protesto biçimi olarak taşıdığı sembolik önem dikkat çekiyor. Bakır’a göre, tüketici boykotları dünya genelinde demokratik bir itiraz yöntemi olarak görülüyor ve kamuoyunun tepkisini ifade etme aracına dönüşüyor. 2 Nisan’daki eylem de bu çerçevede değerlendiriliyor.
İktidara yakın olduğu düşünülen işletmelere yönelik yapılan çağrılar ve desteklenmeyen işletmelerin ürünlerinin satın alınmaması gibi uygulamalar, tüketicilerin politik tutumlarını ekonomik tercihleriyle ifade etme biçimi olarak öne çıkıyor.
Tüketici boykotlarına dair küresel örnekler
Dünya genelinde tüketici boykotlarının geçmişte farklı şekillerde uygulandığını hatırlatan Bakır, örnek olarak şu olaylara yer verdi:
-
İtalya’da Rummo makarnalarının boykotu, sağcı bir liderle temas nedeniyle başlatılmıştı.
-
İsrail’e karşı yapılan boykot, özellikle McDonald’s ve Coca Cola gibi markalarda satış düşüşleriyle sonuçlandı.
-
İngiltere’de foie gras ürünlerinin boykotu, hayvan hakları temelinde ilerledi ve satışlar durduruldu.
-
1965-1970 Kaliforniya üzüm boykotu, göçmen işçilerin hak arayışının sembolü olmuştu.
Bu örnekler, tüketici boykotlarının sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve politik anlamlar taşıdığını da ortaya koyuyor.
Sürdürülebilirlik boykotun etkisini belirler
Naki Bakır yazısında, “2 Nisan’daki tüketim boykotu tek günlük bir eylem olarak sınırlı ekonomik sonuçlar doğurmuş olabilir; ancak benzer eylemlerin sürmesi durumunda etkileri daha belirgin hale gelebilir” yorumunda bulundu. Dolayısıyla, bu tür protestoların sürdürülebilirliği ve kapsamı, yaratacağı toplumsal ve ekonomik etkinin boyutunu belirleyecek.