Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD), Türkiye’de uzun süredir faaliyet gösteren bazı yabancı otomotiv firmalarının, üretim faaliyetlerini gözden geçirdiğini ve 2025 yılında fabrika kapatma ihtimalini değerlendirdiğini bildirdi. Sektör temsilcileri, Türkiye’nin küresel otomotiv üretim sıralamasında gerileme riskiyle karşı karşıya olduğunu ve rekabet gücündeki aşınmanın bu süreci tetiklediğini vurguladı.
TAYSAD yönetiminde bayrak değişimi
TAYSAD’ın 46’ncı Olağan Genel Kurulu geçtiğimiz hafta gerçekleştirildi. Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini devralan Yakup Birinci, önceki başkan Albert Saydam ile birlikte İstanbul’da düzenledikleri basın toplantısında sektörün mevcut durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Her iki isim de Türk otomotiv tedarik sanayisinin önündeki riskleri kamuoyu ile paylaştı.
Küresel üretimde daralma, Türkiye’nin payını etkiliyor
Yakup Birinci, küresel ölçekte otomotiv üretiminin 100 milyonluk beklentinin altında kalarak 92-93 milyon seviyelerine sıkıştığını anımsatarak, Türkiye’nin bu pazardaki payının azalma riski taşıdığını belirtti. Birinci, Türkiye’nin otomotiv üretiminin 1,8 milyon adetten 1,6 milyon adete düştüğünü, uluslararası projeksiyonlara göre ise bu rakamın 2026’da 1,4 milyona gerileyebileceğine dikkat çekti.
İlk 10 hedefi risk altında
TAYSAD Başkanı Birinci, Türkiye’nin otomotiv üretiminde ilk 10 ülke arasında yer almasının 2025’te mümkün olabileceğini ancak bu konumun sürdürülebilir olmadığına işaret etti. Türkiye’nin 1 milyon 485 bin araçla 10’uncu sıraya yükselebileceğini, ancak bu pozisyonun çok küçük farklarla değişebileceğini belirtti. “İlk 10’da kalıcı olmak için yıllık üretimin 2 milyon seviyesine yaklaşması gerekiyor” açıklamasında bulundu.
Yatırımlar için güçlü iç pazar vurgusu
Birinci, Türkiye’ye yeni ana sanayi yatırımlarının çekilebilmesi için iç pazardaki satışların canlanmasının büyük önem taşıdığını söyledi. TAYSAD’ın bu alandaki yatırımlar için uzun süredir çaba sarf ettiğini kaydeden Birinci, güçlü bir iç pazarın, hem tedarik sanayinin gelişmesi hem de yeni yatırımların gelmesi açısından belirleyici olduğunu ifade etti.
İran örneği ve ihracat uyarısı
Birinci, ambargolara rağmen İran’ın üretimde 1 milyon araç seviyesinin altına inmediğini hatırlatarak, Türkiye’nin de benzer şekilde dirençli bir yapı kurması gerektiğini belirtti. Ayrıca, yürürlükteki regülasyonların ve ekonomik politikaların ihracatı zorlaştırdığını ifade ederek, rekabet gücündeki düşüşün 2026-2028 yıllarında daha net hissedileceğini kaydetti.
Fabrika kapanışları ve yerli firmalarda risk
Eski Başkan Albert Saydam da rekabet gücünün aşınması nedeniyle, Türkiye’de üretim yapan bazı yabancı yatırımcıların, önümüzdeki dönemde tesis kapatma planlarını gündeme aldığını belirtti. Saydam, yabancı ortaklı bir firmanın, Türkiye’deki fabrikalarından birini 2025’te kapatmayı planladığını söyledi.
Tedarik sanayi temsilcileri ise yerli firmalar için de zamanın daraldığını belirtti. Almanya’da 5 milyon araç üretimine karşılık 2.300 tedarikçi bulunduğuna dikkat çeken temsilciler, Türkiye’de 1,4-1,5 milyon üretime rağmen 5.600 tedarikçinin faaliyet gösterdiğini, bu dengesizliğin sürdürülebilir olmadığını vurguladı.