ABD Başkanı Donald Trump’ın gümrük vergilerine dayalı ticaret politikaları, uluslararası ticaret düzenini önemli ölçüde etkiledi. Ancak bu politikaların beklenen sonuçları verememesi durumunda, Washington’ın daha agresif ekonomik araçlara başvurabileceği yönündeki beklentiler artıyor. Bu senaryoda en çok dikkat çeken olasılık, ABD’nin doları bir “ekonomik silah” olarak kullanması.
Doların küresel rezerv para birimi olması, ABD’ye uluslararası finansal ilişkilerde önemli bir avantaj sağlıyor. Ancak bu avantajın politik baskı amacıyla kullanılması, mevcut düzeni zedeleyebilir.
FED swap hatları bir koz olarak görülebilir
Trump yönetiminin olası baskı araçları arasında, ABD Merkez Bankası’nın (FED) yabancı merkez bankalarına sunduğu dolar likidite hatları da yer alıyor. Özellikle kriz dönemlerinde bu swap hatları, uluslararası piyasalara güven sağlayan kritik mekanizmalar arasında yer alıyor.
Bu finansal hatların askıya alınması ya da sınırlandırılması halinde, Avrupa, Japonya ve İngiltere gibi ekonomilerin bankacılık sistemleri ciddi zarar görebilir.
FED’in bağımsızlığı tartışma konusu
FED’in yapısal bağımsızlığı, bu tür siyasi müdahalelerin önünde bir engel olarak görülse de, Trump’ın geçmişte düzenleyici kurumlara yaptığı müdahaleler ve atamalar, bu tür bir olasılığın tamamen dışlanamayacağını gösteriyor.
Ekonomist Spyros Andriopoulos’a göre, bu tür bir hamle “nükleer bir tehdit” olarak masaya sürülebilir. Ancak, bu yaklaşımın kısa vadede stratejik avantaj sağlasa bile, uzun vadede doların küresel güvenilirliğini sarsabileceği öngörülüyor.
Kartlı ödeme sistemleri de potansiyel baskı unsuru
ABD’nin küresel ödeme sistemleri üzerindeki kontrolü de başka bir baskı mekanizması olarak değerlendiriliyor. Visa ve MasterCard gibi Amerikan firmaları, halen dünya genelindeki kartlı ödemelerin büyük kısmını yönetiyor.
Avrupa’da bu iki şirketin pazar payı oldukça yüksek; özellikle Euro Bölgesi’nde kartlı ödemelerin yaklaşık üçte ikisi bu iki markaya ait sistemler üzerinden gerçekleştiriliyor.
Eğer ABD yönetimi, bu şirketler aracılığıyla Avrupa’daki dijital ödeme hizmetlerini kısıtlama yoluna giderse, kıta genelinde ciddi aksaklıklar yaşanabilir. Avrupa Konferans Kurulu Baş Ekonomisti Maria Demirtzis, bu durumu “ABD'nin düşmanca bir tavır takınması büyük bir gerilemedir” sözleriyle değerlendiriyor.
Avrupa dijital para arayışında ama zaman gerekiyor
Bu risklere karşı Avrupa Merkez Bankası, bölgeye özgü bir dijital para birimi geliştirme fikrini gündeme almış durumda. Ancak söz konusu projenin önünde hem teknik hem de siyasi bazı engeller bulunuyor. Dolayısıyla, yakın vadede ABD’ye olan ekonomik bağımlılığın sona erdirilmesi zor görünüyor.
Sonuç olarak, ABD’nin doları ve finansal sistemdeki ağırlığını dış politik baskı aracı olarak kullanma ihtimali, sadece iktisadi değil, jeopolitik sonuçlar da doğurabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.